Ofisteki Tüfek

1876 yılında babası iflas etti. Rusya’nın Azak denizi kıyısındaki Taganrog kentinden borçları nedeni ile hapse girmemek için Moskova’ya kaçarken, babası geride sadece Anton ile annesini değil onlar için yoksulluk ve sıkıntı dolu yıllar da bırakmıştı. Yaşadığı olaylar ve sıkıntılardan ilham alarak yazdığı hikayeler öylesine başarılı oldu ki, Anton Çehov tarihe esas mesleği olan tıp doktorluğu ile değil yazarlığı ile geçti. Hatta diyebiliriz ki, hikayeleri kadar, Çehov’un hikayelerinde kullandığı yöntem de bugün sinemadan, siyaset, sosyoloji ve ekonomiye kadar pek çok alanda “Çehov’un Tüfeği” adıyla meşhur olan önemli bir teknik olarak yer edindi.

Çehov der ki, “İlk bölümde duvarda asılı bir tüfek olduğunu söylüyorsanız, ikinci ya da üçüncü bölümde o tüfek patlamalıdır. Eğer patlamayacaksa o tüfek orada asılı olmamalıdır.”  Yani iyi bir hikayede başta önemsiz görünen birşey zaman içinde olayların akışını değiştirecek kadar önemli hale gelmelidir. Çehov’un bu yönteminden yola çıkarak diyebiliriz işinizi bir başarı hikayesine dönüştürürken de aynı yöntemleri kullanabilirsiniz. Elbetteki tüfek bir mecazdır ve pek çok kapsamda ele alınabilir. Şimdi bunları maddeler halinde inceleyelim:

1) Sadelik ve yalınlığa ulaşın.

Zorunlu olmayan hiçbir şeyin var olmasına izin vermeyin. Gereksiz söylemler, amaçsız projeler ve çalışmalar ile vakit kaybetmeyin.  Gereksiz hiçbir kural, prosedür koymayın. Montesquieu ne güzel demiş; “Gereksiz yasalar, gerekli yasaları zayıflatır.”

2) İlgisiz kalmayın, önünüze çıkan veri ve bilgileri irdeleyin. 

İş hayatında, toplantılarda, müşterileriniz ve tedarikçileriniz ile ilişkinizde yaşadığınız bir problem, sıkıntı veya hoşnutsuzluk varsa sümen altı etmeyin. Örneğin, müşteriden alınan bir ürün şikayeti duvarda amaçsız asılı bir tüfek gibi olmamalı tersine bilinçli olarak bir sivilce gibi kaşınarak patlatılmalı, şikayete sebep olarak unsurlar tek tek incelenmeli ve kök nedenler ortadan kaldırılmalı. İyi bir yönetici, iyi bir gözlemci olmalı hem şirket yönetiminde hem sektörde dengeleri alt üst etme potansiyeli olan gelişmeleri takip etmelidir. Önünüze çıkan bir şey muhakkak daha sonra bir anlam ifade edecektir.  

3) Yanlış sinyallere izin vermeyin

İnsanlar gözlemcidir ve yol yürürken karşılaştıkları şeylere ilişkin kafa yorar ve beklentiye girerler. İnsanlarda hayal kırıklığına sebep olacak yanlış sinyaller gönderen her türlü gereksiz şeyi yok edin. Örneğin, yanlış ümitlere kapılmasına sebep olacak veya vaat olarak algılanabilecek söylem ve yaklaşımlardan yerine getiremeyecekseniz kaçının. Terfi olma imkanı yoksa veya size bağlı değilse, terfi edebilecekmiş gibi davranmayın. Tutamayacağınız sözler vermeyin.

4) Öngörülebilir olun.

Olayların sırası ve örüntüsü önemlidir. Stratejinizin en uç birimlere kadar net bir şekilde ulaşması için birbiriyle uyumlu, anlamlı ve anlaşılır mesajlar verin. Söylediklerinize göre beklenti oluşturduktan sonra tam tersini yapıp insanları şaşırtmayın. İnsanlar öngörebildikleri kişi ve kurumlara güven duyarlar.

Kuşkusuz, nasıl duvardaki tüfek alegorisini, ofisteki tüfek temsiline çevirip olaylar okunabiliyorsa hem siyasi hem de toplumsal olayları da aynı şekilde okumak mümkündür. Çünkü bugün karşınıza çıkan ve önemsiz gibi görünen bir şey yarın bir anlam ifade edecektir.

© Copyright 2019 Ayhan Gökner 

Bu sitedeki yazılar telif hakkına tabi olup, ancak kaynak gösterilmek ve bağlantı (link) verilmek kaydı ile kısmen alıntılanabilir.


 66 toplam,  1 bugün

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir